Ahmet Haşim Hayatı Eserleri ve Ebedi Kişiliği

**********************************************************************************

Ahmet Haşim Hayatı Eserleri ve Ebedi Kişiliği hakkında kısa özet bilgi

Ahmet-Haşim

 

Ahmet Haşim (Doğumu 1884- Ölümü 1933)

1884 yılında Bağdat’ta doğan Ahmet Haşim,  sembolizmin öncülerinden olan Türk şairdir. Fecriati topluluğu dağıldıktan sonra da edebî anlayışını değiştirmeden sanat hayatına devam etmiştir. Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi olan sanatçı, Cenap Şahabettin’in sadece müziği ve ahengi ön plan çıkaran sembolist şiir anlayışına semboller ve hayal unsurlarını kullanmayı da ekleyerek şair, şiirlerinde bunu başarıyla uygulamıştır.

Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili görmüş ve bu yaşamında Arapçayı öğrenmiştir. Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul’a gelmiş ve Galatasaray Lisesi’ne gitmiştir. I. Dünya Savaşı’ndaki askerliği (1914-1918) sırasında Anadolu’nun çeşitli yerlerini görme fırsatı bulmuştur. 1924′te Paris’e, 1932′de de hastalığı sebebiyle Frankfurt’a gitmiştir. Daha sonra buradaki yaşamını “Frankfurt Seyahatnamesi” adlı eserinde anlatmıştır. Ahmet Haşim’in sanat ve edebiyata olan ilgisi Galatasaray Lisesi’nde başlar. 4 Haziran 1933 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Edebi Kişiliği

Bilinen ilk manzumesi “Leyâl-i Aşkım” 1901′de “Mecmua-i Edebiyye”de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in tesiri altında kalmıştır. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleri tanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerini kitaplarına almadı. 1905-1908 yılları arasında yazdığı ve daha sonra Piyâle kitabına aldığı “Şii’r-i Kamer” serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti ve beğenildi.

Şiirleri o güne kadar alışılmış biçimlere benzemediği için bazı kesimlerden tepki ve eleştiri alan Ahmet Haşim, bu tepki ve eleştirileri “Piyale” kitabının girişinde cevaplar, “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” başlığıyla verdiği bu cevaplar aynı zamanda sanatçının kendi şiir görüşünün de bir açıklamasıdır. Ahmet Haşim bu yazısında şiiri şöyle tanımlar: “fiiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır; şair de ne bir gerçek habercidir, ne güzel konuşan insan, ne de bir kanun koyucudur.”

1909′da kurulan Fecriati topluluğuna girmiştir. “Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek” prensibinden hareket eden Fecriati topluluğunun yayın organı olan Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri yayımlanmıştır. Servetifünun Edebiyatına yapılan hücumlara makaleleriyle katılmıştır. 1911′de yayımlanan Göl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazanmıştır. Fecriati dağıldıktan sonra siyasî ve edebî akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kalmıştır. Milli Edebiyat döneminde eser vermeye devam eden sanatçı, Yahya Kemal’le birlikte “saf (öz) şiirin” de en önemli temsilcisi olur.

Eserleri:

Şiirleri

Ağaç

  • Akşam yine toplandı derinde
  • Bahçe
  • Bir günün sonunda arzu
  • Bir Yaz Gecesi Hatırası
  • BülBül
  • Gece
  • Gelmeden Evvel Geldin Birlikte
  • Havuz
  • Karanfil
  • Karanlık
  • Kari’e
  • Mehtabda Leylekler
  • Merdiven (Popüler)
  • Mukaddime
  • O belde
  • O Eski Hücreye Benzer ki
  • Orman
  • öğle
  • Parıltı
  • Seher
  • Sonbahar
  • Süvari
  • Şafakta
  • Şairsiz Dünya
  • Tahattur
  • Yarı Yol
  • Bize Göre (1928)
  • Frankfurt Seyahatnamesi (1933)

Nesirleri

Gurabahane-i Laklakan (1928)

  • Bize Göre (1928)
  • Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
**********************************************************************************

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir