Adana hakkında bilgiler

**********************************************************************************

ADANA HARİTASI

adana nerede Adana_ilceleri

ADANANIN KONUMU

Adana, tarihte Batılılar tarafından daha çok Kilikya olarak bilinen Çukurova’ya bir giriş kapısı olarak hizmet eden Akdeniz’in kuzeydoğu kenarında bulunmaktadır. Bu geniş düzlük Toros Dağları’nın güneydoğusu boyunca uzanır.

Adana’dan Çukurova’nın batısındaki Tarsus’a giden yol Toros Dağları eteklerindeki tepelerden geçer. Sıcaklık, her yükseltiyle beraber düşer, çünkü yol yaklaşık olarak 4000 m’lik bir rakıma ulaşır ve kayalıklı bir geçit olan Gülek Boğazı’ndan geçer ve İç Anadolu düzlüklerine doğru devam eder.

Şehrin kuzeyini hidroelektrik santrali ve 1956 yılında yapımı tamamlanan Seyhan haznesi kuşatır. Baraj hidroelektrik kuvveti için yapılmış olup alçak Çukurova düzlüğünü sulamak amaçlıdır. Ovaya dökülen şehrin iki sulama kanalı, şehir merkezi boyunca doğudan batıya doğru geçer. Yüreğir Ovasını sulama amaçlı yapılan başka bir kanal da bulunmaktadır.

ADANANIN NÜFUSU

2012
Nüfus 2.125.635
Yüzölçümü 14.030 Km2
Rakım 23 m
İl Nüfus Yoğunluğu (km2) 153
İl Nüfus Artış Hızı ‰7.9
Erkek Nüfusu 1.061.264
Kadın Nüfusu 1.064.371
Akdeniz’deki Kıyı Uzunluğu 160 Km
İl/İlçe Merkezlerin Nüfusu 1.886.624
Belde / Köylerin Nüfusu 239.011
Büyükşehir Belediye Sayısı 1
İlçe Sayısı 15
Belde Sayısı 21
Belediye Sayısı 37
Köy Sayısı 467
Mahalle Sayısı 400

ORTALAMA ÖMÜR
Türkiye’de ortalama ömrün uzadığı görülürken, ortalama ömür 2003 yılında 70,9, 2005 yılında 71,3, 2008 yılında da 71,9 oldu. 2003 yılında kadınların ortalama ömrü 73,4 yıl iken, 2005’de 73,8, 2007’de 74,2, 2008 yılında da 74,3’e yükseldi.

adananın-nüfusu

ADANANIN TARİHİ

İlkçağda Adana, Anadolu’yu baştan başa geçerek Gülek boğazından Tarsus’a inen yol üzerinde bir konak yeriydi. Hitit tabletlerinden Hititler döneminde kent ve çevresinde Kizzuvatna Krallığı’nın egemen olduğu anlaşılmaktadır. Yöre, M.Ö. 16. yy’da Hitit Federasyonu’na, Hitit Devleti yıkıldıktan sonra Çukurova’da kurulan Kue Krallığı’na bağlandı. M.Ö. 9. yy sonlarına doğru Asur, M.Ö. 6. yy’da Pers, M.Ö. 333’te Büyük Iskender’in egemenliğine girdi. Iskender’in ölümünde (MÖ. 323) sonra da Selefkiler’e bağlandı. M.Ö. 66’da Romalı konsül Pompeius tarafından ele geçirildi. Roma ve Bizans dönemlerinde, elverişli konumu nedeniyle önemli bir ticaret merkezi durumuna gelen 704’de Halife Abdülmelik tarafından Emevi topraklarına katıldı. Abbasi halifesi Harun Reşit eski ilkçağ kalesini (Adana kalesi) yeniden yaptırdı. IX. yy’da Adana Çukurova’nın önemli bir kültür ve ticaret merkezi durumundaydı. Aynı yy’da Yazman adlı bir Türk komutan bölgeyi yarı bağımsız yönetti. Bölge daha sonra Mısır’daki Tolunoğulları’nın eline geçti.

Bizanslılar, Abbasiler’in zayıf düşmesinden yararlanarak 10. yüzyılın başlarında kenti yeniden topraklarına kattılar. Alparslan’in Malazgirt Zaferi’ni (1071) izleyen yıllarda Adana, Selçuklular’ın egemenliğine girdi (1083-1097). Bu dönemde Çukurova’ya Doğu’dan gelen bir çok Türk boyu yerleşti. 1097 Haçlı seferiyle Adana’da Selçuklu egemenliği sona erdi. 14. yy’in ilk yarısında Memluklular’ın eline geçen Çukurova’ya çok sayıda Türkmen oymağı yerleştirildi. 1352’de yöreye Memluklullara bağlı Türkmen Beylerinden Yüregiroğlu Ramazan Bey egemen oldu. Ramazanoğulları adını alan Beyliğin merkezi Adana’ydı. Ramazanoğulları’nın yönetiminde kent genişledi, camiler, hanlar, kamu binalarıyla süslendi. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi (1517) sırasında Osmanlı topraklarına katılan Adana’yı 1608’e kadar yine Ramazanoğulları yönetti.1672’de Adana uğrayan Evliya Çelebi kente ilişkin ayrıntılı bilgi verir. Adana, 19. yy’ın ortalarına doğru Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından ele geçiridi ve Mısır Ordusu’nun karargahı olarak kullanıldı. Londra antlaşmasıyla (1840) Osmanlılar’a geri verildi.1867’deki yönetsel düzenlemede vilayet oldu. 1886’da Mersin-Adana demiryolunun açılması, pamuk tarımının ve kentin ekonomisinin canlanmasına, nüfusun artmasına neden oldu. Ermeniler’in 1909’daki ayaklanma girişimleri bastırıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) Toros ve Gavurdağı tünelleri ve Bağdat demiryoluyla kent İstanbul ve Suriye’ye bağlandı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında 24 aralık 1918’de Fransız birlikleri, işbirlikçi Ermeni çeteleriyle Adana’yı işgal etti. Türk milis kuvvetlerinin şiddete direnmesi, işgalcilerin önemli kayba uğramalarına neden oldu. 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Itilafnamesi hükümleri uyarınca 5 Ocak 1922’de Fransız işgal kuvvetleri kentten çekildi. Bu tarih, halen Adana’nin kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

ADANANIN YÜZEY ŞEKİLLERİ

Adana ilinin kuzey ve doğu kesimleri dağlık, güney kesimleri genellikle ovalıktır. Kuzeyde Aladağlar ve Tahtalıdağlar, Orta Toroslar’ı meydana getiren dağların bir bölüğüdür: Toröslar’m en yüksek dorukları bu kesimde bulunur: Kaldı Dağı (3 734 ? m), Demirkazık Tepesi (3 728 m), Tahtalıdağ (3 054 m). Doğudaki dağlık kesim ise hemen hemen tamamı il sınırları içinde yer alan Amanos Dağları’ndan oluşur. Toroslar, Amanos Dağları ve Akdeniz arasında ise Adana Ovası yer alır. Burası, Türkiye’deki deniz düzeyine yakın düzlüklerin en büyüğüdür. Adana Ovası, Çukurova ve Yukanova olarak iki kısma ayrılır.
Çukurova, Adana şehrinin yakınından başlar, Seyhan ve Ceyhan ırmakları boyunca denize kadar uzanır. Yukarıova, Misis tepeleriyle Çukurova’dan ayrılır. Ceyhan Irmağı’nm yükan kesimi boyunca Kadirli, Kozan ve Osmaniye önlerine kadar uzanır.

ADANANIN İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Adana, tipik Akdeniz iklimine sahiptir. Kışları ılık ve yağışlı, yazları ise sıcak ve kuraktır. En yüksek sıcaklık 12 haziran 2012’de nemle birlikte 53,0 °C, nemsiz 45.7 olarak ölçülmüştür. En düşük sıcaklıksa 28 ocak 2012’de −6,3 °C olarak kayıtlara geçmiştir.

Alüvyonların getirdiği verimli toprakları nedeniyle senelerdir bir cazibe merkezi olan, ülkenin en verimli ovalarından Çukurova’da buğday, ayçiçeği, zeytin, nar, mısır, narenciye (portakal, turunç, mandalina ve limon), muz, kivi, baklagiller, şekerkamışı, patates, domates, biber, marul, lahana, soğan, pirinç, soya, pamuk, üzüm, yerfıstığı, bakla, börülce, fasulye, hıyar, badem, karpuz, kavun, yenidünya gibi birçok ürün üretilmektedir.Ama bu ürünlerin en önemlisi pamuktur. Üretim klasik sulama sistemlerinden, yağmurlama (damla sulama) teknolojisine geçilmektedir.

ADANANIN NÜFUS VE YERLEŞMESİ

Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1893 yılında yapılan nüfus sayımı sonucuna göre Adana merkezin nüfusu 70.702 kişidir. Bunun %82’sini Türkler, %14’ünü Ermeniler, %2’sini Rumlar ve %2’sini Katolik oluşturmaktaydı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen yardımlar ve başlayan endüstriyel yatırımlar ile büyüme sürecine giren Adana’nın merkez nüfusu, 2009 yılı TÜİK verilerine göre 1.563.545[38] kişiye ulaşmıştır. Adana nüfusunun %87’si şehirlerde, %13’ü ise köylerde yaşamaktadır

ADANANIN EKONOMİSİ

Tarım

Alüvyonların getirdiği verimli toprakları nedeniyle senelerdir bir cazibe merkezi olan, ülkenin en verimli ovalarından Çukurova’da buğday, ayçiçeği, zeytin, nar, mısır, narenciye (portakal, turunç, mandalina ve limon), muz, kivi, baklagiller, şekerkamışı, patates, domates, biber, marul, lahana, soğan, pirinç, soya, pamuk, üzüm, yerfıstığı, bakla, börülce, fasulye, hıyar, badem, karpuz, kavun, yenidünya gibi birçok ürün üretilmektedir.Ama bu ürünlerin en önemlisi pamuktur. Üretim klasik sulama sistemlerinden, yağmurlama (damla sulama) teknolojisine geçilmektedir.

Hayvancılık

Tarım ile birlikte hayvancılık da coğrafi koşulların imkan vermesiye Adana ekonomisine ülke ekonomisinin ortalamasının üstünde katkı sağlamaktadır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra, Akdeniz’e kıyısı bulunan Adana’nın ilçeleri Yumurtalık ve Karataş’ta deniz mahsülleri üretimi de önemli bir yer tutmaktadır.

Adana ili genelinde hayvan mevcudu ilin coğrafi durumu, iklim şartları ve tarımsal karakterine göre değişiklik göstermektedir. Ova kısımlarında tüm alanlar ekime ayrıldığından daha çok ahır hayvancılığı yapılmaktadır. Şehir merkezine yakın yerlerde besi hayvancılığı ve tavukçuluk, dağlık ve ormanlık yerlerde ise koyun ve keçi beslenmektedir.

Adana’dan komşu il ve ülkelere her zaman hayvan sevkiyatı yapılmaktadır. Bunun yanında %80 oranında Doğu Anadolu Bölgesi ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinden canlı hayvan ve ürünlerinin girişi yapılmaktadır. Özellikle kurban bayramı döneminde bu oranın arttığı görülmektedir. Kaçak girişlerin engellenememesi sağlıklı değerlere ulaşılmasını zorlaştırmaktadır. [36]

Madencilik

Metalik madenler içinde krom, demir ve manganez, kurşun, çinko, enerji hammaddelerinden kömür ve endüstriyel hammadde kaynaklarından kuvars ve kuvarsit, kil, barit, kireçtaşı ve kum agregası ve pomza bu zenginliklerin başında gelmektedir.Krom madenciliğinde Türkiye genelinde 4. bölgeyi oluşturan Adana ili, komşu olduğu Mersin ve Hatay limanlan sayesinde önemli ihraç potansiyeline sahiptir.

Bugüne kadar maden ürünleri içinde Adana’ya en fazla döviz kazandıran kromitin son yıllarda düşen fiyatları sebebiyle şu anda durma noktasında görünmesine rağmen, yakın gelecekte kromitmadenciliğinde bir canlanma beklenmektedir.

İl içindeki ikinci derecede öneme sahip demir ve manganez de özellikle İsdemir için üretilmektedir. Son yıllarda yanlış politikalar yüzünden ithal cevhere yönelen İsdemir’in yerli cevhere gereken önemi vermesi kaçınılmaz olup, bu sektörde canlanma olacağı beklenmektedir.

Tufanbeyli ilçe sınırları içinde yer alan ve termik santral kurmaya uygun 300 milyon tondan daha büyük bir rezerve sahip ortalama 1100-1300 kcal/kg’lık linyit yatakları ihale aşamasındadır. Adana ili için yine önemli miktarda kuvars kumu ve kuvarsit yatakları bulunmuş olup, Mersin’deki Anadolu Cam Sanayi, İzocam gibi sanayi kuruluşlarına uzun süreli potansiyel yaratmaktadır.

Aynı şekilde kırmataş teknolojisine uygun çok fazla kireçtaşı ve beton agreası bulunan Adana’da çok iyi kalitede olmasa da ihtiyaçları fazlasıyla karşılayacak kil yatakları da mevcuttur. Adana il sınırları içinde Türkiye rezervinin %7,4’ünü oluşturan pomza yatakları da geleceğe yönelik önemli bir hammaddedir.

Sonuç olarak 21. yüzyıla girerken Adana madencilik sektöründe de iddialı olabilecek ve ülke ekonomisine katkılar sağlayacak potansiyele sahiptir. Enerji açığını kapatmak amacıyla çevre dostu domestik yakıt üretimine elverişli kaliteli kömür ithalatı da Adana il sınırları içerisindeki Toros Gübre ve Kimya Sanayi limanından gerçekleştirilmektedir. [37]

Ulaşım

Demiryolu

Adana’ya ilk demiryolu hattı İngilizler tarafından 1886 yılında kurulmuştur. Adana-Mersin arasındaki hatta günümüzde dizel lokomotifli trenlere ilaveten, raybüs ve DMU tipi hızlandırılmış banliyö trenleri çalışmakta olup, Adana-Mersin arasında günde karşılıklı 27’şer tren sefer yapmakta ve seyahat süresi 45 dakikaya inmiştir. Anahat trenleri olarak ise; İstanbul Haydarpaşa’ya İç Anadolu Mavi Treni; Ankara’ya Çukurova Mavi Treni, Kayseri’ye Erciyes Ekspresi ve Elazığ’a da Fırat Ekspresi yolcu taşımaktadır.

Karayolu

Otoyolla Adana’dan Ankara, Mersin, Gaziantep ve Hatay yönünde ulaşım mümkündür. D-400 Karayolu ve milletlerarası TEM otoyolu ile Adana`ya ulaşılır. Ankara’dan Aksaray, Pozantı üzerinden 472 km, İzmir’den Afyon-Konya-Ereğli üzerinden 873 km, İstanbul’dan Bolu, Ankara, Aksaray-Pozantı rotasıyla 909 km sonra Adana`ya ulaşılabilir. Şehir merkezine uzaklığı 5 km olan otobüs terminalinden Türkiye`nin her yerine otobüs seferleri düzenlenmektedir.

Havayolu

Şehrin hava ulaşımı, 1937 yılından bu yana Şakirpaşa Havalimanı’ndan sağlanır. İç ve dış hat seferlerinin gerçekleştiği Adana Havalimanı, Türkiye’de yolcu taşınması sıralamasında 7. sırada yer almaktadır. Havalimanı iç hatlardan İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen ile Ankara-Esenboğa, İzmir, Antalya ve Trabzon’a; dış hatlardan KKTC-Lefkoşa ve Almanya’nın bazı şehirlerine direkt uçuşlar düzenlenmektedir. Şehirde ayrıca askerî gayeli olarak kullanılan İncirlik Havaalanı’da bulunmaktadır.

Denizyolu

Adana il sınırları içerisinde milletlerarası petrol ve yük taşımacılığına açık Botaş Limanı ve Toros Gübre Fabrikaları Limanı bulunmaktadır.

Şehir içi ulaşım

Şehir ulaşımında, Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri ve özel halk otobüsleri, dolmuşlar ve taksiler kullanılmaktadır. Ayrıca 14 km güzergahı ve bunun üzerinde 13 istasyonu bulunan Adana metrosu, 2010 yılında hizmete açılmıştır. 2007’den bu yana Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri, özel halk otobüsleri ve Hafif Raylı Sistemi/Metroda Kentkart akıllı bilet kartları kullanılmaktadır. Adana Büyükşehir Belediyesi, 229 otobüsten oluşan bir filoyla şehir içinde hizmet vermektedir.

Ticaret

Güney Türkiye’deki önde gelen ticari merkezlerden biri olan şehir birçok şirketin ve kamu kuruluşunun bölgesel müdürlüklerine ev sahipliği yapmaktadır. TÜYAP Sergisi ve Kongre Merkezi fuarlar ve iş konferanslarına ev sahipliği yapmakla birlikte şu anda Çukurova’daki iş meseleleri konusunda ana buluşma noktasıdır.[30] Akademiye yönelik 2000 koltuklu Alper Akınoğlu Kongre Merkezi 2012 yılında Çukurova Üniversitesi kampüsüne açılması beklenmektedir.[31]

Adana Ticaret Odası (ATO) 1894 yılında pamuk ticaretine rehberlik etmek ve düzenlemek için kurulmuş olup Türkiye’deki ilk ticaret odalarından biridir. Günümüzde bu ticaret odası 25,000’den fazla şirket üyesi, ve buna ek olarak iş hisseleri ve onlar adına destekçilere sahiptir.[32] Adana Ticaret Borsası, 1913’te kurulmuş olup tarım ürünlerinin çiftlik hayvanlarının ticaretini güvenli ve açık bir biçimde düzenlemekle sorumludur. Borsanın şu anda 1350 üyesi vardır ve Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nun karşısında bulunmaktadır.[33]

Turizm endüstrisi Seyhan Nehri’nin her iki yakasına ve şehir merkezine inşa edilmekte olan birçok otelle beraber gelişmektedir. Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerinin sahil bölgelerinin Enerji merkezli Sanayi Bölgeleri olarak kabul edilmesi Adana’yı otel inşası konusunda cazip bir noktaya taşımıştır. 4200 misafir kapasiteli 29 otel iki yıl içinde ikiye katlanacaktır; otel yataklarının toplam sayısı 8400’e yükselmektedir.[34] Şu anda şehrin 5 yıldızlı otelleri olan Hilton, Seyhan ve Sürmeli Otelleri şu anda inşa halinde olan nehrin yakasındaki Sheraton ve Türkmen, şehir merkezindekiRamada ve Divan otelleri, şehrin batı ucundaki Anemon otelleri tarafından tamamlanacaktır.

ADANA TURİZM VE TARİHİ YERLER

ADANA ETNOGRAFYA MÜZESİ : Kuruköprü mevkiindedir. Müzede Türk ve İslam dönemi eserleri sergilenmektedir.

ADANA ATATÜRK MÜZESİ : Atatürk’ün 15 Mart 1923’te misafir olduğu Tepebağ’ da 19. yy.’ da yapılmış kagir bir yapıdır. 1981′ de müze olarak halkın ziyaretine açılmıştır.

ADANA ARKEOLOJİ BÖLGE MÜZESİ : Adana merkezinde E-5 karayolu üzerinde bulunan müze 1924 yılında kurulmuştur. Çukurova’ nın yanı sıra Kahramanmaraş, Gaziantep, Mersin Yumuktepe, Tarsus Gözlükule ve Misis kazısı buluntularını da bünyesinde topladığından aynı zamanda bölge müzesidir.

ULUCAMİ : Ramazanoğulları döneminde Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen gövdeli minaresi, çift renkli taşları ve İznik çinileri ile ünlüdür.

ULUCAMİ MEDRESESİ : Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1540 yılında yaptırılmıştır.

RAMAZANOĞLU KONAĞI : Türkiye’ nin en eski ev örneklerindendir. 1495 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırılmıştır.

ADANA SABANCI MERKEZ CAMİİ:  65.000 m2 arsaya inşaa edilen ve içerisinde 18 bin 500 kişinin ibadet edebildiği modern bir camiidir. Daha fazla bilgi almak için resme tıklayınız.

ÇARŞI HAMAMI : Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır.

RAMAZANOĞLU ÇARŞISI : 15. yy.’ da kurulan çarşı, tarihi İpek yolu üzerinde, ADANA’ nın en canlı ticaret merkezi olmuştur.

BÜYÜKSAAT KULESİ : Vali Abidin Paşa tarafından 1881 yılında yaptırılmıştır. Tamamı kesme taştan olan kule 32 metre yüksekliğindedir.

 

TAŞKÖPRÜ : Seyhan Nehri üzerinde bir Roma devri saheseri olan köprü, M.S. 4. yy.’ da mimar Auxentios’ a yaptırılmıştır.

YAĞ CAMİ : 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Cami, tonoz örtülü, beş sahanlı ve kesme taştandır. En gösterişli yeri anıtsal taç kapısıdır.

HASANAĞA CAMİSİ : 1558 yılında Ramazanoğlu Piri Bey tarafından yaptırılmıştır. Alidede semtindedir.

BEBEKLİ KİLİSE : Tepebağ ‘da 1880 ‘li yıllarda ST. Paul adına yaptırılmış, İtalyan Katolik kilisesidir.

 

ESKİ ADANA MAHALLELERİ VE EVLERİ : Bugünkü adlarıyla Alidede, Sarıyakup, Tepebağ and Türkocağı mahalleleridir. Bu mahallelerin doğusunda Yağ Cami (1501), Hasanağa Cami (1558), Alidede Cami (1704) ; batısında Irmak Hamamı (1600), günayde Yeni Hamam (1720), Şeyh Zilfo Camisi (1844), Alemdar Camisi (1748); kuzeyde Ağca Mescit (1409), Kemeraltı Camisi (1915) Yeşil Mescit (1753) ve Taşköprü yer almaktadır. Eski ADANA evleri yıkılmışsa da 169 kadarı ayaktadır. Bu evler Akdeniz Bölgesi’ inin özel karakteri ile Türk evi plan tiplerinde görülen genel karakterin sentezidir. Evler, saçakları geniş, cepheleri çıkmalı, cumbalı ; pencereler, dirtdörtgen ve panjurlu ; kapıları kemerlidir.

MİSİS (MOPSUHESTIA) ÖREN YERİ : İlimizin önemli antik yerleşim yerlerinden Ceyhan Nehri kenarında tarihi İpek Yolu üzerinde kuruludur. Misis, Roma, Bizans, Memluk, Ramazanoğulları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde gerek ulaşım, gerekse zengin tarım alanlarından ötürü önemli bir kent olmuştur. Günümüze Misis Köprüsü, Mozaik Müzesi, ve su yolu kemerleri kalmıştır.

MİSİS MOZAİK MÜZESİ : Çeşitli hayvan tasvirleri yer alır. Müze, ören yerlerinden ve Adana Arkeoloji Bölge Müzesi’ nden getirilen diğer mozaiklerle zenginleştirilmiştir.

YILANKALE : Çukurova’nın haçlı işgali döneminde 12. yüzyılda Ceyhan Nehri kenarındaki tepeye yapılan Yılanlı Kale; bulunduğu doğal kayalıkla bütünleşen sağlam surları, kale meydanına üç kapıdan sonra ulaşılabilmesi ve kapıları birbirine bağlayan portatif merdivenler kullanılması nedeniyle fethedilmesi oldukça zorlaştırılmış bir yapı. 1352’den itibaren terk edilen kalenin adı Kovara’ymış. Ancak Evliya Çelebi 17. yüzyılda yörenin Şahmaran efsanesinden esinlenerek, kaleye Şahmaran adını vermiş. Sonraları da Yılanlı Kale adını almış. Anavarza, Tumlu ve Kozan Kaleleri’nin görüş alanı içindeki Yılanlı Kale’ye dik kayalar ve patikalar arasından tırmanış yarım saat sürüyor. Kale eteğine kurulan “Yılankale Turistik Tesisleri”nden rehber alabiliyor, ayrıca yiyecek ve içecek ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.İsminin kalede yaşayan Şahmaran adında yılanları eğiten  birinden geldiği söylenir. Adana Ceyhan Karayolu 35. km sindedir.

CEYHAN-SİRKELİ MUVATTALİ KABARTMASI : Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde Sirkeli köyündedir. Muvattali kabartması, Anadolu’ nun en eski Hitit kabartmasıdır.

 

KURTKULAĞI KERVANSARAYI : Ceyhan’ ın Kurtkulağı beldesindeki kervansaray, eski Adana – Halep ticaret yolu üzerindedir. Osmanlı padişahı 3. Ahmet’ in fermanıyla 1693′ te Hüseyin Avni Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kervansarayda yörenin etnoğrafik eserleri sergilenmektedir.

 

YUMURTALIK : Antik Klikya’nın en önemli liman kentinde Ayas Kalesi,Atlas Kalesi, Süleymaniye Kulesi, Marko Polo iskelesi ve deniz mağaraları, görülecek yerlerin başında geliyor. Lacivert denizi Adanalılar’a nefes aldırırken, güneşin batışını izlemek büyük keyif veriyor.Yumurtalık, balıkçı barınaklarıyla deniz ve yat turizmi açısından sınırsız imkanlara sahip.

KARATAŞ : Karataş, Antik Kilikya döneminden kalma Atehama tapınakları ile ünlüdür. Yazları Adanalıların tatillerini geçirdiği önemli bir kıyı ilçesidir.

AKYATAN – AĞYATAN GÖLLERİ : Akyatan ve Ağyatan göllerindeki kuş cennetleri, değişik kuş türleriyle görülmeye değerdir. Akyatan gölü Lagün mevkiinde Caretta Caretta ve Green Turtle kaplumbağa türleri bulunmaktadır. Ayrıca Tuzla, Karataş dalyanı ve Yelkoma dalyanında çeşitli balık türlerini bulmak mümkündür.

KOZAN KALESİ VE HOŞKADEM CAMİSİ : Kozan Kalesi (Sis) tarihi yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumdadır. 9 yy. ‘da Abbasiler’ in eline geçmiş, 11 yy. ‘da Selçuklu’ ların, sonra Haçlılar’ ın ve 1187′ de Ermeni Prensliği’ nin eline geçmiştir. her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle Hıristiyan dünyasının önemli merkezlerinden olmuştur. 1448 yılında Mısır Hükümdarı tarafından yaptırılmış olan Hoşkadem Camisi oldukça görkemli yapıdır. tek şerefeli minaresi, iki dilimli, çift renkli taştan yapılmış portaliyle tipik bir Memluk yapısıdır. Adana’ dan uzaklığı 72km. dir.

ANAVARZA ÖREN YERİ  : Kuruluş tarihi belli olmayan antik kent M.S. 408 yılında Klikya’ nın başkenti olmuştur. 8.yy.’ dan itibaren pek çok devlet arasında el değiştiren, Anavarza, bir süre Ermeni Prensliği’ nin merkezi olmuştur. Antik kentin kenarında birden yükselen bir tepe üzerindeki Anavarza Kalesi ovadaki diğer kalelerin merkezini teşkil eder. Ören yerinde ayakta kalan kalıntılardan ; surlar, zafer takı, kale, sütunlar, yol ve bekçi evi önündeki mozaikli iki havuz ziyaretçilerin ilgisini çeken eserlerdir. Adana’ dan uzaklığı km. dir. Adana Kozan Karayolu  72. km. sindedir.

ŞAR ÖREN YERİ : Tufanbeyli ilçemizin 20 KM. kuzaydoğusunda Hitit’ lerin dini merkezi konumundaki antik bir şehirdir. Roma’ lılar döneminde Comana adı verilen bu bölgeye Türkler Şar adını vermişlerdir. Roma’ lılardan kalma açık hava tiyatrosu, Bizans Kilise kalıntısı , ana tanrıça tapınağının kapısı olan Alakapı, antik şehrin ayakta kalan eserleridir. Şar Adana’ nın önemli tarih turizmi eserlerindendir.  Adana Tufanbeyli Karayolu  196. km. sindedir.

ALADAĞ-AKÖREN ÖREN YERİ : Toroslar üzerinde Aladağ ilçesinin Akören beldesindedir. Kalıntıların Roma dönemine ait olduğu tespit edilmiştir.

YAYLALAR : İlimizin turizm açısından önemli kesimlerinden birisi de Toroslar ve Anti – Toroslar arasında kalan, görece az eğimli tüm yamaç alanlar, alternatif turizm çeşitlerinden yayla turizmine çok elverişlidir. Adana’ da gerek kültürel, gerekse de mikro klimatik nedenlerden dolayı yaylaya çıkma geleneği ifade ettiğimiz alanlarda, yerleşme bölgelerinin oluşmasına neden olmuştur. Buralar yayla turizmine çok uygun kesimleri oluşturmaktadır. Bunlardan Tekir, Bürücek, Fındıklı, Hamidiye, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Kızıldağ, Meydan en ünlüleridir.

MESİRE YERLERİ : Kozan ilçesine 10 km. Adana’ ya 90 km. uzaklıkta Dağılcak orman içi mesire yeri 10 hektar genişliğindedir. Karaisalı ilçesine 11 km. Adana’ ya 56 km. uzaklıkta olan Çakıt çayı üzerinde bulunan Çakıt suyunun 300 m. batıp çıktığı, düden teşkil eden Yerköprü, ayrıca tabii gölleri ve kaynaklarıyla eşsiz bir dinlenme yeridir. Adana il merkezine 79 km. Pozantı ilçesine ise 10 km. uzaklıkta olan Belemedik mesire yerine günübirlik gidilebilir.

ADANA FOLKLORÜ

Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne olan Çukurova’da “Folklor”un da zengin olması doğaldır.Tarihin çok eski çağlarında yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak yoktur. Yöre Türk folklorunun tarihi başlangıcını da 7. yüzyıl olarak söylemek doğru olur.
Anadolu folklorunun genel karakteristiği yöre folklorunda da, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir.
İklim, iş bölümü, gelenek ve görenekler, folklorun bölge içinde diğer bölgelere göre başkalaşmasına önemli ölçüde etken olmuştur.
Şölen, av folkloru ile bu yaşam biçimine uygun giyim, özgür yaşam tavrı bu etkilerle oluşmuş önemli folklor özelliklerindendir.
Adana köylerinin bir kısmında hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir.

HALK OYUNLARI

Asırlardır değişik kültürlere ev sahipliği yapan Adana’nın halk oyunlarında bu kültürlerin izlerini kolayca görmek mümkündür.
Adana’da halay dışında oynanan halk oyunları şunlardır:
Ağırlama, lorke, kaba, şirvani, yağlı kenar, acem (Kız isteme), Adanalı, gürgenin gazeli, Adana köprübaşı, topal kız, üçayak, kırıkhan, sarhoş, ceylan garibi, gel gel, çiftetelli, sinsin, solak, köroğlu, kürdün kızı, halebi, serçe, hasan dağı, pekmez, temirağa, kına (Kız anası), dama vurdum bir tepik, depki halayı, hoş bilezik, mengi, üçlü kaba, kozanoğlu, sallama.

ADANANIN YEMEKLERİ

Dünyanın en önemli mutfaklarından biri olarak kabul gören ve geleneksel Türk ve Akdeniz Mutfağının birçok özelliğini içerisinde barındıran Adana mutfak kültüründe; acı, ekşi, narenciye, deniz ürünleri, zeytinyağı ve yeşillikler sıkça kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nda et oldukça önemli bir malzemedir ve mutfak ürünlerinin çoğunda et kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nın en ünlü yemeği tabiki lezzetiyle bağımlılık yapan, dünyaca meşhur Adana Kebap’tır. Kebap, genellikle bol salata çeşidinin yanı sıra yanında şalgam ile tüketilir. Son yıllarda Adana Kebabı Adana Ticaret Odası tarafından tescillenmiş ve restoranlarda Adana Kebabı olarak kebap satılmasına çeşitli hijyen ve lezzet standartları getirilmiştir. Adana Mutfağı’nın diğer ünlü yemekleri ise şunlardır:

  • Analı Kızlı
  • Kabak Çintme
  • Şalgam suyu
  • Karakuş Tatlısı
  • Bici Bici (buz ve nişasta ile yapılan tatlı)
  • KarsambaçÇamlıyayla (karlı tatlı)
  • Yüksük Çorbası
  • Kısır
  • Mahluta çorbası
  • Sıkma

ADANANIN MÜZİKLERİ

Adana ve İlçelerinde kırık havalardan ziyade uzun havalar rağbet görür. Kozan ve İmamoğlu yöresinde bozlakların harman olduğu yer olarak bilinir. Daha çok Karacaoğlan (Türkmen) ve Dadaloğlu (Afşar Bozlağı) havaları okunur. Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli yöresinde daha çok Kayseri ve Orta Anadolu havalarının etkisi görülür. Karaisalı, Aladağ, Pozantı’da kırık havalar, Topuk havası veya Henk havası bilinir. Topuk Havaları ezginin hareketli ve oynak olduğunu, Henk Havası ise genelde kadınların düğünlerde leğençe çalarak söyledikleri ezgi olarak bilinir. Yeşillim ve Gide Gide Bir Söğüde Dayandım en yaygın olanıdır. Ceyhan, Yumurtalık, Karataş İlçelerinde bozlak, kırık ve uzun havalar yaygındır. Adana Merkezinde ise göçlerden dolayı kozmopolit bir kültürün oluşmasını sağlamıştır. Bu nedenle yöre türkülerinin merkezi haline gelmiştir. Ayrıca ağıtlar önemli bir yer tutar, savaş, kıtlık, yokluk, ayrılan sevgililer için söylenir. “Ne Karaymış Şu Alnımın Yazısı”, “Karabahtım Kem Talihim”, “Şu Dünyada Üç Nesneden Korkarım”, “Yalandır Şu Dünyanın Ötesi”, “Yalan” ve “Ala Geyik Gibi Boyun Sallarsın” önemli halk türküleridir.

**********************************************************************************

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir